Probiyotiklerin Yan Etkileri

 

 

Probiyotikler, büyük miktarlarda tüketildiğinde sağlık yararları sağlayan canlı bakteri ve mayalardır.

 

Bunlar, yoğurt, kefir, lahana turşusu, gibi fermente gıdalar yoluyla doğal olarak tüketilebilirler.

 

Probiyotik takviyelerin ve gıdaların, düşük enfeksiyon riski, sindirimin iyileştirilmesi ve hatta bazı kronik hastalıklar için daha az risk taşıması gibi sağlık yararları belgelenmiştir.

 

Probiyotik almakla bağlantılı birçok sağlık faydası bulunurken yan etkileri de olabilir. Bunların çoğu küçüktür ve yalnızca nüfusun küçük bir yüzdesini etkiler.

 

Ancak, ciddi hastalığı olan veya bağışıklık sistemi zayıf olan bazı insanlar daha ciddi komplikasyonlar yaşayabilir.

 

Bu yazı, probiyotiklerin en sık görülen yan etkilerini ve bunları nasıl azaltılacağını anlatmaktadır.

 

 

 

 

Hoş olmayan sindirim semptomlarına neden olabilirler

 

Çoğu kişi yan etkilere maruz kalmamakla birlikte, bakteri bazlı probiyotik takviyeleri için en yaygın olarak bildirilen reaksiyon, geçici bir gaz ve şişkinlik artışıdır.

 

Mayalanan probiyotik tüketimi sonucu kabızlık ve susuzluk yaşanabilir.

 

Bazı insanların neden bu yan etkileri yaşadıkları tam olarak bilinmemekle birlikte, genellikle birkaç hafta boyunca devam ettikten sonra bunlar azalmaktadır.

 

Yan etkileri azaltmak için, düşük miktarda probiyotik ile başlayın ve birkaç hafta içinde yavaşça tam dozaja ulaşın. Bu, vücudunuzun onlara uyum sağlamasına yardımcı olur.

 

Gaz, şişkinlik veya diğer yan etkiler birkaç haftadan fazla sürerse, probiyotik kullanmayı bırakın ve bir doktora danışın.

 

 

 

Probiyotik gıdalardaki aminler baş ağrısını tetikleyebilir

 

Yoğurt, lahana turşusu gibi bazı probiyotik açısından zengin gıdalar biyojen aminler içerir.

 

Biyojen aminler, protein içeren gıdalar yaşlandığında veya bakteriler tarafından fermente edildiğinde oluşan maddelerdir.

 

Probiyotik bakımdan zengin gıdalarda bulunan en yaygın aminler histamin, tiramin, triptamin ve feniletilamin’dir.

 

Aminler merkezi sinir sistemini harekete geçirir, kan akışını arttırır veya azaltır ve maddeye duyarlı kişilerde baş ağrılarını tetikleyebilir.

 

Bir çalışma, düşük histaminli beslenmenin, katılımcıların % 75’inde baş ağrılarını azalttığını bulmuştur.

 

Ancak, 10 kontrollü çalışmanın gözden geçirilmesi baş ağrılarında beslenmedeki aminlerin önemli bir etkisinin olmadığını bulmuştur.

 

Bazı kişilerin baş ağrısı veya migreni doğrudan tetikleyip tetikleyemeyeceğini belirlemek için daha fazla araştırma yapılması gerekir.

 

Baş ağrısı belirtileri de dahil olmak üzere bir gıda günlüğü tutmak, fermente gıdaların sizin için sorunlu olup olmadığını netleştirmemize yardımcı olabilir.

 

Probiyotik açısından zengin gıdalar belirtilerinizi tetiklerse, bir probiyotik takviye daha iyi bir seçim olabilir.

 

 

 

Bazı türler histamin seviyesini artırabilir

 

Probiyotik takviyelerinde kullanılan bazı bakteri türleri, insan sindirim sistemi içinde histamin üretebilir.

 

Histamin, normalde bağışıklık sisteminiz tarafından tehlike algıladığında üretilen bir moleküldür.

 

Histamin seviyesi yükseldiğinde, kan damarları etkilenen bölgeye daha fazla kan getirmek için genişler.

 

Damarlar ayrıca daha geçirgen hale gelir, böylece bağışık hücreleri herhangi bir patojenle savaşmak için ilgili dokuya kolayca girebilir.

 

Bu işlem, etkilenen bölgede kızarıklık ve şişme yaratır ve ayrıca kaşıntı, göz sulanması, burun akıntısı veya nefes darlığı gibi alerji semptomlarını tetikleyebilir.

 

Normalde, sindirim sisteminizde üretilen histamin, diamin oksidaz (DAO) adı verilen bir enzimle doğal olarak bozunur.

 

Bu enzim, histamin düzeylerinin semptomlara neden olacak kadar yükselmesini engeller.

 

Ancak, histamin intoleransı olan bazı insanlar, yeterli DAO üretemediği için vücutlarındaki histamini düzgün şekilde parçalamakta sorun yaşarlar.

 

Fazla histamin, bağırsak yolunun astarlanması yoluyla kan dolaşımına absorbe edilerek alerjik reaksiyona benzer semptomlara neden olur.

 

Histamini tolere edemeyen insanlar aşırı histamin içeren gıdalardan kaçınmalıdır.

 

Teorik olarak, histamin üreten bakterileri içermeyen probiyotik takviyeleri seçebilirsiniz ancak bugüne kadar bu alan üzerinde herhangi bir araştırma yapılmamıştır.

 

Bazı histamin üreten probiyotik türleri arasında Lactobacillus buchneri, Lactobacillus helveticus, Lactobacillus hilgardii ve Streptococcus thermophilus bulunur.

 

 

 

Bazı bileşenler, yan etkilere neden olabilir

 

Alerji veya intoleransı olan insanlar , probiyotik takviyelerin etiketlerini dikkatli bir şekilde okumalı; çünkü tepki verebilecek içerikler bulunabilir.

 

Örneğin, bazı takviyeler süt, yumurta veya soya gibi alerjenleri içerir.

 

Alerjik bir reaksiyonu tetikleyebilecekleri için, bu maddeler alerjik olanlar tarafından kullanılmamalıdır. Gerekirse, bu malzemeleri önlemek için etiketleri dikkatli bir şekilde okuyun.

 

Benzer şekilde maya esaslı probiyotikler, maya alerjisi olanlar tarafından alınmamalıdır. Bunun yerine bakteri bazlı bir probiyotik kullanılmalıdır.

 

Süt şekeri veya laktoz, bir çok probiyotik takviyesinde de kullanılır.

 

Çalışmalar, laktoz intoleransı olan çoğu kişinin ilaçlarda veya takviyede 400 mg’a kadar laktozu tolere edebildiğini belirtmekle birlikte probiyotiklerin olumsuz etkileri arasında sayılmaktadır.

 

Laktoz intoleransı olan az sayıdaki insan, laktoz içeren probiyotikler kullanırken, gaz ve şişkinlik yaşayabileceğinden, laktoz içermeyen ürünler seçebilirler.

 

Güçlü probiyotiklere ek olarak, bazı takviyeler de prebiyotik içerir .

 

Bunlar insanların sindiremediği bitki lifleridir ancak bakteriler bunları yiyecek olarak tüketebilir. En yaygın olanı laktuloz, inulin ve çeşitli oligosakaritlerdir.

 

Bir takviye hem probiyotik mikroorganizmaları hem de prebiyotik lifleri içerdiğinde buna sinbiyotik denir.

 

Bazı insanlar sinbiyotik kullanırken gaz ve şişkinlik yaşarlar. Bu yan etkileri yaşayanlar, prebiyotik içermeyen bir takviye seçmelidir.

 

 

 

Bazıları için enfeksiyon riskini artırabilirler

 

Probiyotikler, nüfusun büyük çoğunluğu için güvenlidir ancak herkes için olmayabilir.

 

Nadir durumlarda, probiyotikte bulunan bakteri veya mayalar, kan dolaşımına girebilir ve duyarlı kişilerde enfeksiyonlara neden olabilir.

 

Probiyotiklerden enfeksiyon riski en yüksek olanlar arasında, bağışıklık sistemi baskılanmış, hastaneye yatışları uzatan, ve yeni ameliyat olmuş kişiler bulunmaktadır.

 

Ancak, bir enfeksiyon geliştirme riski çok düşüktür ve genel popülasyon hakkında klinik çalışmalarda ciddi enfeksiyon bildirilmemiştir.

 

Lactobacilli bakterileri içeren probiyotik alan bir milyon kişiden yalnızca birinin bir enfeksiyon geliştireceği tahmin edilmektedir.

 

Maya kökenli probiyotikler için risk daha da azdır, 5,6 milyon kullanıcıdan sadece bir tanesi enfekte olur.

 

Enfeksiyonlar ortaya çıktığında, genellikle geleneksel antibiyotik veya antifungal ilaçlar kullanılabilir. Ancak, nadir durumlarda, ölümler meydana gelir.

 

Araştırmalar şiddetli akut pankreatitli hastaların probiyotikleri almaması gerektiğini ve bunun da ölüm riskini artırabileceğini belirtmektedir.

 

Sonuç olarak;

 

Probiyotikler, büyük miktarlarda tüketildiğinde sağlık yararları sağlayan canlı mikroorganizmalardır. Bunlar takviye şeklinde alınabilir ancak mayalanmış gıdalarda doğal olarak da bulunurlar.

 

Probiyotikler popülasyonun çoğunluğu için güvenlidir ancak yan etkiler ortaya çıkabilir. En sık görülen yan etkiler gaz, şişkinlik, kabızlık ve susuzluğun geçici olarak artmasıdır.

 

Bazı insanlar probiyotik takviyede kullanılan bileşenlere veya probiyotik gıdalardaki doğal olarak oluşan aminlere karşı tepki gösterebilirler. Bu olursa, probiyotikleri kullanmayı bırakın.

 

Nadiren, bağışıklık sistemi zayıflamış hastalar, hastanede yatanlar ya da yeni ameliyat olanlar probiyotik bakterilerden dolayı bir enfeksiyon geliştirebilir.

 

Bu koşullara sahip insanlar, probiyotikleri almadan önce riskleri ve faydaları düşünerek karar vermelidir.

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın